Türkiye, sahip olduğu farklı iklim kuşakları ve topoğrafik çeşitlilik sayesinde, küçükbaş hayvancılık açısından son derece zengin bir genetik mirasa sahiptir. Özellikle yerli keçi ırkları, yüzyıllar boyunca zorlu çevre koşullarına uyum sağlayarak şekillenmiş ve bölgesel üretim sistemlerinin vazgeçilmez unsurları hâline gelmiştir. Bu yerli genetik kaynaklar arasında İspir Keçisi, Doğu Karadeniz ile Doğu Anadolu’nun kesişim bölgesinde yer alan Erzurum’un İspir ilçesi ve çevresine özgü, yüksek adaptasyon kabiliyeti ve dayanıklılığıyla öne çıkan önemli bir yerli keçi ırkıdır.
İspir Keçisi, yüksek verimden ziyade yaşama gücü, çevreye uyum ve düşük bakım gereksinimi ile karakterize edilen bir ırk olup, özellikle dağlık ve sert iklim koşullarında sürdürülebilir hayvancılık açısından büyük önem taşımaktadır. Bu yazıda İspir Keçisi’nin kökeni, morfolojik ve fizyolojik özellikleri, verim performansı, yetiştirme koşulları ve Türkiye hayvancılığındaki yeri akademik bir çerçevede ayrıntılı olarak ele alınacaktır.
İspir Keçisi, adını Erzurum iline bağlı İspir ilçesinden alan ve tarihsel olarak bu bölgenin yüksek rakımlı, engebeli ve sert iklim koşullarında yetiştirilen yerli bir keçi ırkıdır. Irkın oluşumunda herhangi bir planlı ıslah veya kontrollü melezleme çalışması bulunmamakta; genetik yapısı, uzun yıllar boyunca doğal seleksiyon ve geleneksel yetiştiricilik uygulamaları ile şekillenmiştir.
İspir Keçisi’nin yayılış alanı başlıca şu bölgeleri kapsamaktadır:
Erzurum (İspir ve çevre ilçeler),
Artvin’in iç kesimleri,
Rize’nin yüksek rakımlı yaylaları,
Erzincan’ın kuzey bölgeleri.
Bu bölgelerin ortak özelliği, uzun ve sert kışlar, kısa ve serin yazlar ile yüksek rakım (1500–2500 m) koşullarıdır. İspir Keçisi, bu ekstrem çevresel şartlara uyum sağlayabilmiş nadir yerli keçi popülasyonlarından biridir.

İspir Keçisi, genel olarak küçük–orta cüsseli, çevik ve sağlam yapılı bir vücut formuna sahiptir. Bu morfolojik özellikler, sarp arazilerde otlatma ve uzun mesafeli mera kullanımına olanak tanır.
Vücut Rengi: Genellikle siyah, koyu kahverengi veya alaca renkler hâkimdir. Açık renkli bireyler nadir görülür.
Kıl Yapısı: Uzun, kaba ve sık kıllara sahiptir. Bu yapı, soğuk iklim koşullarına karşı doğal bir izolasyon sağlar.
Baş Yapısı: Dar ve uzunca baş yapısı belirgindir.
Kulaklar: Küçük ve dik kulaklıdır.
Boynuz Durumu: Hem dişi hem erkeklerde genellikle boynuz bulunur. Boynuzlar geriye doğru kıvrık yapıdadır.
Kuyruk: Kısa ve ince kuyruk yapısına sahiptir.
Erkekler (Teke): 45–60 kg
Dişiler (Keçi): 30–40 kg
Bu ağırlık değerleri, İspir Keçisi’nin et veriminden çok dayanıklılık ve çevikliği ön planda tutan bir genetik yapıya sahip olduğunu göstermektedir.
İspir Keçisi’nin en belirgin özelliklerinden biri yüksek yaşama gücü ve zorlu çevre koşullarında hayatta kalabilme yeteneğidir. Genetik açıdan, sert iklimlere adaptasyonu destekleyen birçok özellik taşır.
Soğuğa Dayanıklılık: Uzun ve yoğun kıl yapısı ile düşük sıcaklıklara yüksek tolerans gösterir.
Metabolik Adaptasyon: Düşük kaliteli kaba yemlerden etkin yararlanabilir.
Hastalık Direnci: Bölgesel hastalıklara ve paraziter enfestasyonlara karşı görece dirençlidir.
Erginleşme: Geç erginleşme eğilimi gösterir.
Bu özellikler, İspir Keçisi’ni özellikle ekstansif yetiştiricilik sistemleri için uygun kılmaktadır.
İspir Keçisi, ticari anlamda yüksek et verimi sağlayan bir ırk değildir; ancak elde edilen et, lezzet ve aroma bakımından yerel halk tarafından tercih edilmektedir.
Büyüme hızı düşüktür.
Karkas randımanı yaklaşık %40–45 civarındadır.
Et lifleri sıkı ve aromatiktir.
Bu özellikler, İspir Keçisi’ni daha çok yerel tüketim ve geleneksel hayvancılık çerçevesinde değerli kılmaktadır.
Süt verimi düşük olmakla birlikte, yavru büyütmeye yeterli düzeydedir.
Laktasyon süresi: 120–150 gün
Toplam süt verimi: 50–100 litre
Süt, genellikle ticari amaçla değil, oğlakların beslenmesi için kullanılmaktadır.
Yıllık kıl verimi 1,5–2 kg civarındadır.
Kıl yapısı kaba olduğu için tekstil sanayisinde sınırlı kullanıma sahiptir.
Yerel halk tarafından çadır, ip ve çeşitli el sanatlarında kullanılmaktadır.
İspir Keçisi, ekstansif ve yarı göçer yetiştiricilik sistemlerine son derece uygundur.
Dağlık meralardaki çalı ve otsu bitkilerden etkin yararlanabilir.
Kış döneminde sınırlı kuru ot ve saman desteği yeterli olmaktadır.
Yoğun yemleme gerektirmez.
Basit, rüzgâr ve kar korumalı barınaklar yeterlidir.
Aşırı nemden korunması önemlidir.
Sürü yönetimi geleneksel yöntemlerle başarıyla yapılabilir.
İspir Keçisi, Türkiye’nin korunması gereken yerli hayvan genetik kaynakları arasında yer almaktadır. Modern ve yüksek verimli ırklarla rekabet edemese de:
Genetik çeşitliliğin korunmasına katkı sağlar.
İklim değişikliği karşısında dayanıklı genotip sunar.
Düşük girdi maliyetli üretim sistemlerine uygundur.
Bu özellikleriyle İspir Keçisi, özellikle sürdürülebilir ve bölgesel hayvancılık politikaları açısından stratejik bir öneme sahiptir.
İspir Keçisi, Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu’nun sert iklim koşullarına uyum sağlamış, dayanıklılığı ve yaşama gücü ile öne çıkan yerli bir keçi ırkıdır. Yüksek verim beklentisi yerine, çevresel adaptasyon ve düşük bakım gereksinimi ön planda tutulduğunda, İspir Keçisi sürdürülebilir küçükbaş hayvancılık için değerli bir genetik kaynaktır. Bu ırkın korunması, kayıt altına alınması ve bilimsel çalışmalarla desteklenmesi, Türkiye hayvancılığının geleceği açısından büyük önem taşımaktadır.